TEPEKÖYE SULAMA SUYU

17 Eylül 2014
3.450 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

TEPEKÖYE SULAMA SUYU

Son yıllarda İstanbul, Bursa ve Ankara gibi büyük kentlerden ve diğer illerden köye dönüşler hızlanmıştır. Hele İlkbahar ve yaz aylarında hissedilir derecede bir artış yaşanmaktadır. Artık elinde üç beş kuruşu olan gurbetçiler köye yatırım yapmaya başladılar. Hiç olmazsa iki göz evim olsun diye inşaata başlayanlar farkında olmadan kocaman kocaman binalar dikiyorlar Ahaldaba’ya. Biraz ihtiyaç, biraz gösteriş ve biraz da rekabet olsun diye yoğun çalışma içerisindeler.

Haneler söndü sönecek dediğimiz bir zaman diliminde bu geri dönüş, bu canlanış, bu şahlanış ve yeniden var oluş çabaları inanın ki bizi hoşnut kılmakta ve gururlanmaktayız. Ancak nerede insan varsa orada mutlaka sorun vardır. Yeniden insanlar köy inşa ederken karşılaştıkları sorunları alt etmek zorundalar. Evinizin önüne bir yol gerektiğinde komşunun kapısını çalacaksınız. Yakacak ararsanız ormana selam vereceksiniz. Evinizin önünde bir şeyler yetiştireceğinizde toprağa sarılacaksınız. Ama ille de suya kavuşacaksınız. İşte bu aşamada herkesin söyleyecekleri olmalı.

Ortada bir acı gerçek var ki içme ve sulama sularının köyümüzdeki yetersizliği. Köyümüz sakinlerinin bazılarının arazilerinde eskiden beri çıkmakta olan kaynak suları az çok o ailenin ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Ama büyük bir çoğunluğun ne içme ne de sulama suyu bulunmamaktadır.

Son yıllarda bir çok köyü aşıp bize ulaşan Arsiyan Yayla suyu da ihtiyaca cevap verememekte ve hatta konu komşuyu birbirine düşürmektedir. Elbetteki bu durum köyümüz adına hiç hoş bişey değildir. Düşününki yıllarca gurbet ellerde birbirine hasret yaşamış insanlar eş, dost içinde huzurlu bir yaz geçirmek için geldikleri köyümüzde su kavgaları yüzünden birbirlerine düşman olup çıkıyorlar. Ne iftiralar, ne küfürler, ne gıybetler sorma gitsin. Biz Tepeköy Köyü büyük köydür demiştik. Bu büyüklük biraz da insan davranışlarıyla ilgili, eğitimle orantılı demiştik. Şavşat ve Artvin yöresinde köyümüzün adı hep iyiyle, güzelle beraber anılmakta. Biz buna layık mıyız diye şöyle bir kendimize baktığımızda üzülerek söylemeliyim ki pek de inanılacak gibi durmuyoruz.

Bir Tepeköylü düşünün ki çevirdiği musluktan elini yıkamaya su bulamıyor, diğer bir Tepeköylü ise o saatlerde köy ortak malı olan suyun bütün vanalarını kendine doğru çevirmiş bahçesini sulamakta, suyu adeta hortumlamaktadır. Bize yakışan bu değildir. Bizim insanımız bu olamaz. Nerde senin tuttuğun oruç, verdiğin zekat, kıldığın namaz? Sen komşu hakkı nedir bilmez misin? Sen bir gün musalla taşına gelmez misin?Ortada bir sorun varsa giderilmesi için hep birlikte kafa yormak ve çözüm üretmek gerekir.

Günümüz Türkiye’sinde gelişmişlik had safhada. Öyle dişe dokunur olanaklar var ki, öyle makineler icat edilmiş ki. Bunlardan yararlanmamak aptallık olur. Bir proje aklıma geliyor. Bunu bir kaç kişiyle de paylaştım. Umarım yanlış bir şey söylemiyorum. İşin özü şu: Bahçecik Mahallesi sınırlarından akıp giden Şavşat Deresine su motoru kuracaksın. Gobatın düzünde yapılacak bir havuza suyu pompalayacaksın. Bir havuz ve su motoru da Unicuvar dediğimiz yerde olcak. Son bir havuz köyün üst başına inşa edeceksin. Bu havuza pompalanan suyu sulama suyu olarak mahallelere paylaştıracaksın.

Bu benim naçizane fikrimdir. Araştırılsın, hesaplansın, uygunsa yapılsın diyorum. Birbirimizle değil teknolojinin bize sunacağı hizmetlerle uğraşalım diyor esenlikler diliyorum.

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Yukarı Çık