İLK GURBET İLK UMUT

23 Eylül 2014
2.468 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

İLK GURBET İLK UMUT
Analar babalar arılar misali durmadan çalışırdı. Yalnız analar babalar mı? Dedeler nineler çocuklar da çalışırdı. Yaşlının yaşlıya göre, çocuğun çocuğa göre işi vardı. Meralar tarlalar çayırlar orman yolları patikalar mevsimine göre her yer işti, işlekti. Herkes geçim derdindeydi, bulup buluşturacak tedarikini yapacaktı. Köy doldukça dolmuştu, kenarlarda yeni mahalleler kurulmuş, haneler bölünüp çoğaldıkça tarlalar çayırlar meralar azalmış, geçim zorlaşmıştı. Ürettikleriyle bir yıla yiyeceği yeten hane sayısı elin parmakları kadardı. Kars’ın Göle’sinde çayır sahiplerine bir aylık gündelik yevmiye ye çayır biçmek, birde güz mevsiminde yaprak kesiminden alınan paradan başka dışarıdan gelen bir gelir yoktu.
Geçim taş üstündeydi, geçinmek taştan su çıkarana kadar çalışmakla oluyordu. İyi tarafı insanların yinede sağlıklı, dinamik, çaba, gayret içinde, hem rekabetin hem de işbirliğinin olmasıydı. Çocukları için kendi çektiklerini çekmesin daha rahat geçim yapsın istiyorlardı. Hani umuda yönelik bir söz vardır ya; “Bir kapı kapanır bir kapı açılır.”Derken Murgul kapısı açılıyordu. Murgul da bakır fabrikası kuruluyor işçi alınacaktı. Murgul ilk umut ilk gurbetti. Görünen bir diğer umut kapısı ise hiç olmasa bir çocuğu okutayım kendini kurtarsın umuduydu. İşte bu havalar köyde herkesi sarmış sarmalamıştı. Artık Murgulcular konuşuluyordu. Murgulcuların gelişi gidişi, köy yolunun Murgulcular için yapıldığını söyleyenler bile vardı. Murgul üzerine ve okuma üzerine tartışmalar konuşmalar.. “Şunların çocuğu okuyor, şu çocuk iftihara geçmiş, okulu kazanmış yatılı okuyormuş, yatılı okuyan çocuklar kumaş elbise giyiyor cami kapısında belli oluyormuş”…
Yavuz’da bu umudun çocuklarından biriydi. Babası 6 koyunu 500 liraya sattığında; Ona “bak bu para öğretmenin bir aylık maaşıdır davran oku da öğretmen ol” demişti. O da çocuk yaşta kıyaslamalara, karşılaştırmalara, tartışmalara ilgi duyuyordu. İlk politik haberini 6 yaşında dedesiyle beraber çobanlık yaparken Cuma namazı çıkışı otlak yerine gelen Aslan amcanın, “Musa dayı! Musa dayı hükümeti devirdiler devirdiler! sözüyle duymuştu. Çocuk aklıyla o zamanlar devrilen hükümeti, uzun boylu, çok geniş omuzlu, iriyarı yeşile çalan boz elbiseli canlı ama fazlada hareket etmeyen birini devirmişler şeklinde hayal edecekti. Okullu olunca da okulun meydanı, cami kapısı dükkânların küçücük caddesiyle tanıştı. Buralar köyün sosyal kültürel ekonomik merkezi, canlı tiyatrosuydu. Şaka şenlik dükkanların içinde sohbetler tartışmalar.. Yavuz çocuk haliyle konuşmaları aradan sokularak dinlerdi. Dükkân içi sohbetlerin birinde Nevzat ağanın “Murgul bizi yıktı yıktı! Çalıştırmaya adam bulamıyoruz” sözünü kendince değerlendirmeye çalışmıştı. Okulda öğrendiği ilerleme ve yenilik söylemleri ile Nevzat ağanın sözlerinin uyuşmadığını anlayabiliyordu. O günlerden gözlediği bir çok şey vardı, Okul paydos olduktan sonra hademenin koltuğunda dükkandan aldığı bir karton kutu bisküviyi gizler gibi okula doğru hızlıca kaçırması olmuştu. Soranlara bu gece “öğretmenler okulda bisküviyle çay içeceklerr çayyy” değişi hem magazin hem de bir belge olarak aklına kazılacaktı.
Yavuz, ileride yeri geldikçe gözlemlerinden bahseder, toplumsal konuları bu gibi örneklerle açıklamaya çalışırdı. Bazılarının meseleler konuşulunca fıkra aklına gelir ya onunda örnek olaylar aklına gelirdi. Bir sohbette Nevzat ağanın “Murgul bizi yıktı çalıştırmaya adam bulamıyoruz” sözlerini örnek verince, Yöreyi iyi bilen Murat hoca: Bende buna benzer konuşmaları çok dinledim. O yıllarda işçilik çok ucuzdu bizim köyde gündelik üç hokka mısıra hızarcılar tomruk biçerdi. Haliyle Murgul dan sonra yevmiye epeyce artmıştı. Nevzat ağanın da senede belki 5-10 gün adam çalıştıracak ekonomik gücü olurdu. Ondan dolayı çalışanların çoğu fabrikaya gitti yevmiye arttı diye düşünmekte, bu yüzden de Murgul da fabrika yapılması onu üzüyor .
Murat hoca: “Hangi düşüncede olursa olsun tuzu kuru olanlar değişim dönüşümün olmasını istemez. Bulundukları zamanda hayatın durmasını ister. Bütün değişimler onu rahatsız eder. Eee birazda kıskançlık var tabi Murgul’da çalışanın zamanla ekonomik olarak kendisini geçeceğinin hesabını da yapar. İlçe merkezinde öğrencilik yıllarından tanıdık arkadaşlarım var. Biz köyden gelmiştik onların şehirde bahçeli evleri vardı. Şimdilerde ilçeyle de ilişkilerini kestiler ihtiyaçları da yok üç beş senede bir gelirler. İlçeye geldiklerinde hep ilçenin yapılaşmasından yakınırlar. Bu eleştirilerde acaba gerçekten çevrecilikten dolayı mı bu yapılaşmayı istemezler, yoksa köylülerin burada ev yapmaları hoşuna mı gitmez bunu hep düşünürüm. Velhasıl bu yakınmalar sadece Nevzat ağa ya mahsus değil, okumuşuna okumamışına, kentlisine, köylüsüne, Asyalısına, Avrupalısına yani tuzu kuruya mahsus bir şey”…
Ahmet ÖZTÜRK

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Yukarı Çık