DUYGULANDIĞIMIZ ANLAR

22 Kasım 2014
3.028 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

DUYGULANDIĞIMIZ ANLAR
Sırtında yüküyle merdivenlerden yavaş yavaş inmeye başladı. Adımları kontrollü, ne fazlası ne de eksiği var, yaşlı bedeni hareket haline uyumlu, hepsi bütünlük içinde. Kendi işimdeyim diyen bir karakter görüntüsü; güzel bir sanat eseri görürsünde seni alır götürür ya öyle bir şey oldu.
Üçümüzde ona doğru bakıyoruz. Merdivenin önündeki çeşmeye geliyor diye düşündük ama çeşmeyi geçti, oturak yerine çıkan merdivenlere yöneldi. Acaba bize doğru mu geliyor? Yaklaştıkça şalvarının üstünde faniladan kuşağı görünüyor, karnı iyice içeri çekilmiş başında orlondan örme siyah bir fes. Hepsi geleneksel yaşama, yaşına başına uygun. Açık renk bot ayakkabıları ise biraz aykırı düşmüş. Dağda yürümeye yük taşımaya göre yaşlı diyoruz. Buyur çay iç demeyi unutup, film seyreder gibi onun ne yapacağını izlemeye koyulduk. Derken bize doğru değil, yükünü koyacağı kalın su borularını korumak için yapılmış beton kütlenin yanına yöneliyor. Yükünü koyacağı zeminin üzerinde ki yaprakları sopası ile temizleyip, nihayet sırtından yükünü indirdi. Çantadan bir pet şişeyi çıkarıp çeşmeye yönelince çeşmenin başında bulunanlar şişesini doldurup ona uzattı. Oturacağı yeri aramaya başlayınca selamını verdi. Biz de çaya buyurun ediyoruz tam olarak masamıza da gelmiyor biraz uzağındaki yatay uzatılmış yuvarlak kalasın üzerine oturuyor. Çay içer misin diyoruz? Nefesini iyice dinlendirdikten sonra “sağ olun içelim o zaman diyor”. Alelacele yaşını öğrenmek istiyoruz ilk defa hafif bir tebessüm beliriyor yüzünde. Kaç gösteriyorum? Arkadaşım 75 deyince tebessümünü artırıyor” tamda söyledin bravo vallah” diyor. Çayı eline tutuşturuyoruz birkaç şeker alıyor, memleketini Siirt dedikten sonra kuşağını soruduk. “Bu benim canım gibidir belime kuşağı sarmasam bu dağlarda gezemem” diyor. “Bugün boş gezeceğim dedim ama tepeye doğru çıktım üç dört ağaca rastladım onlardan topladım. Küçüklerini toplamıyorum büyüklerini topluyorum. Eskiden bu yamaca yüz kişi çıkardık yüz kişide torbalarını doldururdu şimdi nerde, ancak rastlarsa bir şeyler topluyoruz”. Araya emekli olup olmadığı sorusunu sıkıştırdım “nerdee”! dedi. Demek ki yaşlı beden bu dağlarda keyfinden gezmiyordu, Beklide kestaneyi kebap yapamayacak bir yarayı savmak için paraya çevirecekti.
Biz kalkıştığımızda masaya oturdu, çıkınından yarım ekmek bir domates bir de yöresel peynir çıkardı. Buyurun etti, peynirinden tattım, kendisi kadar doğal ve katkısızdı. Yol boyu yürürken yüreğim bu yaşlı emektarda kaldı. Bu yaşam kültürünü bilen bilir. Belki orman bitişinde otobüse de binmeyip, evine kadar yaya yürüyecek; “madem yola da para vereceksem o zaman kαrım ne oldu” diyecekti…

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Yukarı Çık