ESKİ EŞYALAR ARASINDA

8 Aralık 2016
1.745 kez görüntülendi

ESKİ EŞYALAR ARASINDA

Babamdan kalan tahta evimi söküp yenisini yapmam gerektiğini düşündükçe bir tarihin de eski evle birlikte yok olacağını düşünmedim değil. Ama yeni bir eve olan ihtiyacımız da gün gibi ortada idi. Gün gelip çattığında mahallede eli iş tutan konu komşu, dost ve akrabaları söküm için çağırdım. Yillarca acısıyla, tatlısıyla içerisinde geçirdiğimiz günlere son verecek olmanın ezikliği yüreğime oturdu.  Çatıdan ilk sacı sökerken çıkan  o ses bir yok oluşun, bir kayboluşun sesiydi. Baka baka , bile bile ocağımı yıkıyordum artık. Rahmetli babamın, annemin emekleri  tepeden tabana doğru yerle bir oluyordu göz göre göre. Ama onlara söz veriyordum daha yenisini, daha çağdaşını yapacağıma dair. Üzülmesinler istiyordum. Bakın köydeki evinizi yıkıp gitmiyorum. Buraya sahiplendim. Bağınızı, bahçenizi bırakmıyorum. Yeniden şenlendiriyorum. Bana güvenin , beni anlayın diyordum.Yeni evim yükselince siz de benimle gururlanacaksınız, beni bağrınıza basacaksınız, bana aferin oğlum diyeceksiniz diye geçiriyordum içimden.

Şimdi eski ahşap evimin yerinde şehir yüzlü beton evim kendisine yer bulmuş durumda. İlk zamanlar yadırgasam da, alışamasamda usul usul bir yakınlaşma var aramızda. Aslına bakarsan bazı yönleriyle çağın ihtiyaçlarını karşılamakta usta bir ev. Günümüz insanının aradığı balkon sefası, çay saatleri, koltuk, çekyat, modern banyo, WC ve diğer bölümler tam tekmil hizmetimizde. Bütün bunlar varken bir şeylerin noksan olduğu gün gibi ortada. Bu noksanlıkları hissetmek için  eski evimi sökerken tavan arasından Merek içerisine attığımız eşyaların yanına gittim.

Bir köşede dayalı dirgenin feryadını dinledim:

Tarla çayır gezerdim

Tapulları dizerdim

Harman dolusu sapı

Çevirmekten bezerdim

 

Tırmık durur mu? Söylenmeye başladı:

Dağı taşı tarardım

Dişlerimi kırardım

İnce belli kızları

Gelinleri yorardım

 

Yıprana yıprana ufacık kalmış Çapa Kazması dedi ki:

Çatçatım duyulurdu

Topraklar oyulurdu

Benim ile çok işler

Yoluna koyulurdu

 

Az ötedeki yaba  dillendi:

 

Az mı döktüm samanı

Kattım tozu dumanı

Düşmezdim elinizden

Hele harman zamanı

 

Tığ Makinesi kıskançlıktan çatlayacak gibiydi:

 

Harmana buyururdum

Buğdayı ayırırdım

Değirmene gidecek

Çuvalı doyururdum

 

Kolu, kanadı kırık  aruna elbette sessiz kalmadı:

 

Hakoza giren bendim

Toprağı yaran bendim

Öküzlerle birlikte

Tarlayı süren bendim

 

Mal sepeti  içini döktü:

 

Fındıktandı çubuğum

Alaftı doldurduğum

Fazla tekmelerdendir

Dibimi deldirdiğim

 

Ağzı yüzü yamulmuş bakır güğüm  tıngırdadı:

Parlardım süslenirdim

Çeşmeden beslenirdim

Güzel güzel kızların

Beline yaslanırdım

 

Diğer atıl durumdaki  dede, baba yadigârı eşyaların yanına varmak üzereyken 40 yıldır aynı yastığa baş koyduğum antika oluşundan değeri gün geçtikçe artan eşimin çay sefasına çağırmasıyla balkonun yolunu tuttum. Kısmetse diğer eşyalarla bir gün yine dertleşiriz. Hoşçakalın.

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Yukarı Çık